03 Mayıs 2012

4 Ay Sonra

Öyle geçerken bir uğrayayım dedim, bir baktım 4 aydır yazmamışız. Geçen kitap fuarından 3-5 kitap almıştım, onları okuyorum, iş-güç derken hayat akıp gitmekte.
Evin yakınına yapılan büyük parkta yürüme yolu var, arasıra yürüyüş yapıyorum, telefondaki uygulamalardan RunKeeper'ı kullanıyorum :)  Aslında hergün yürüdüğüm yok ama kendimizi kandırıyoruz işte. GPS yardımıyla mesafe-süre ve kalori ölçüyor. Düzenli spor yapanlar için iyi bir uygulama.
Facebook çıktıktan sonra bakıyorum insanlar artık blog yerine face'de yazıyor. Face'e 15-20 günde bir giren biri olarak hızlı tüketimi hiç sevmedim, orda birşey yazmıyorum. Bazen bu yazıların linkini attığım oluyor. Hele hele twitter'ı hiç sevmedim, dediğim gibi o da hızlı tüketim araçlarından.
TV'de Eyvah Düşüyorum programı var, arada bir ona bakıyorum, eğlenceli bir program.
Geçenlerde Bursa'ya gittim bir toplantı için, 2 gündü. İlk kez gittim Bursa'ya, merak ediyordum. Gerçekten Yeşil Bursa imiş, çok hoşuma gitti. Mudanya gidip balık restoranında deniz kokusunu almak iyi geldi. İskender çok başarılı değildi ve gereksiz pahalıydı, bence yerinde daha leziz ve uygun fiyatlı olmalıydı. Havaalanı çok uzak, Ankara'dan arabayla gidemediğime pişman oldum. Dönüş yolunda Ulucami'ye uğradım, içerisi büyüleyiciydi, çok hoşuma gitti. Sonra çarşı içine girip kaybolduk, çınarlar altında bir yerde oturup çay içtik. Güzeldi.
Bu haftasonu elimdeki kitabı bitirdim:  Kazım Karabekir'in Gözüyle Yakın Tarihimiz&İstiklal Savaşının İçyüzü    Haksızlığa uğramış bir insanın yazdıklarıydı bunlar, Karabekir'i genç neslimize daha iyi anlatmamız gerekir diye düşünüyorum.
Bunla beraber elimdeki okuduğum diğer kitap ise Mahmud Erol Kılıç'ın Tasavvuf'a Giriş isimli kitabı.
Yazarın başka kitaplarını da okumuştum, eğer konuya ilgili iseniz hararetle tavsiye ederim. Yazarın yorumları vurucu, özellikle modern insanın yaşadığı bunalımlarla ilgili söyledikleri kayda değer.
Nisan başı çocukların doğumgünlerini kutladık, onlar büyüyor biz de büyüyoruz. Yolun yarısını geçtik, Allah sağlık ve afiyet versin hepimize.
The New Ipad'i 5 mayısta sunacağını söylüyor Bilkom.  Geçen yıl Samsung Galaxy Tab almıştım, evde şimdi laptop açılmıyor, nete falan direkt onla giriyoruz ama benim beklentilerimi karşılamadı, ipad'e doğru gidiyoruz, yenisini bekledim, bakalım alırız herhalde.
Trigliseritime hiç baktırmıyorum, en son 400'de bırakmıştım, iyidir herhalde :)  Kan tahlili yaptırmayınca problem de yok :)
İlgimiz azaldı, aklımıza birşey gelmiyor, yazıyı burada sonlandıralım, vesselam.


05 Aralık 2011

Ben, Ego vs...


"Cehennemin baş meleği " Mâlik", cennetinkiyse " Rıdvân "dır. Rıdvân ismi, " Rıza " kelimesinden gelir."

Ben ben diyen insan bu dünyada cehennemini yaşıyor zaten,  Rabbinden gelene razı olan ise cennet halinde. Büyükler de şöyle demiş; bu dünyada cenneti bulamayan öbür tarafta hiç aramasın.

Yukarıdaki resim, çok hoşuma gitti, işi özetliyor (Gel gör beni aşk neyledi !!).
Etrafıma ve kendime bakıyorum, egomuzun esiriyiz; benim arabam-malım-mülküm vs. Böyle dedikçe zaten en ufak bir sıkıntıda hemen yıkılıyoruz, cehennem halini yaşıyoruz. Oysa, benliğimizi azaltsak, iyi-kötü herşeyin O'ndan geldiğinin künhüne varsak cennet halini yaşayacağız.

Rabbim sonumuza hayreylesin, vesselam.

26 Mayıs 2011

Ankara Cilgin Projeler

Basbakan Ankara icin cilgin projeler acikladi,İstanbul icin olanlar beni pek heyecanlandirmamisti, burasi icin soylenenler ise hosuma gitmedi degil. Aslinda Guneykent, yeni stad, iki hastane, hayvanat bahcesi gibi projeler benim icin cilgin degil, heyecanlandirmiyor da. Bunlar olmasi gereken seyler zaten. Ankara'nin uzay ussu olmasi,savunma sanayi merkezi olmasi uretim icin gelecek vadeden seyler, Akyurt'taki buyuk fuar alani da guzel olacak. Bunun yaninda cok gec kalan metronun bitirilmesi ve rayli sistem, bozkir icin gec kalmis isler.
5 yildir buradayim, en cok ozledigim deniz ve orman. Ankara, onceki yillara gore sehir icinde bolca yesillenmis, diger sehirlere gore onde gidiyor ama benim cilgin projeler arasinda gormek istedigim Ankara'nin cevresinin ormanlarla kaplanacak olmasiydi. Keske bu da yeralsaydi, yillar sonra cevreyolu etrafinin ormanlarla kapli oldugunu gormek beni cok memnun ederdi. Aslinda kucuk capli da olsa calismalar var ama yeterli degil.
Anayasa Mahkemesi'nin AOC icinden gececek yol ve ustgecitlere izin vermesi beni hem mutlu etti, hem de biraz uzdu. Mutlu etti cunku, ciftlikteki hemzemin gecitte trafik kesmekesini yasayan herkes, ustgecit tarzi birsey yapilmasina hayir demeyecektir. Ama İstanbul yoluna paralel yapilacak genis yol ve Anadolu Bulvari'nin genisletilmesi, sehir icinde kalan AOC yesilliginin biraz daha azalmasi demek. Aslinda Ciftlik disinda atil kalan Aoc arazisinin bazi yerlerinin halkin kullanimina acilmasi, genis park alanlarinin olmasi da kotu sayilmaz.
Son bir gozlem; Ankara icindeki rayli sistem eksikligi. Metroda zaten gec kalinmis, hic olmazsa -Eskisehir'deki gibi- rayli sistem yapilarak toplu tasima tesvik edilebilirdi. Sabah 8-9 ve aksam is cikisi İstanbul ve Eskisehir yollarindaki trafik belki de bu kadar olmazdi.
Yine de aciklanan projeler gelecek adina umut vadedici ve ulkenin kalkinmasi yolunda gelisme gosterdiginin bir isareti.



- Posted using BlogPress from my iPhone